Politik ekonomiden iktisada geçişle birlikte, iktisadi düşünce tarihi ile iktisadi tarih eğitimde ikincil bir konuma itildi ve günümüz akademisinde artık neredeyse hiç üzerinde durulmamakta. Ders müfredatlarından tamamen çıkarıldı, çıkarılmadığı durumda ise içeriği “boşaltılıp” salt bir kronolojik bilgi aktarımı,teorisiz bir nicelleştirme halini aldı. İktisadın kendi tarihiyle bağlarını tamamen koparmasının;
- Egemen anlayışı öncesiz ve daha da önemlisi sonrasız kılmak gibi ideolojik bir işleve sahip olduğunu ve böylece hâkim üretim tarzını mutlaklaştırdığını,
- Ekonomik olanı toplumsal olandan ayırdığını
- İktisadi tarihçiliğin, üretim tarzının özgüllüğünü dikkate almaksızın ve kendi içsel dinamikleri dışında salt kurumların kendi başlarına evrimi olarak ele alınmasını sağladığını,
- Tarih ve toplum dışı bir rasyonaliteye sahip, atomik bir insan varsayımına sebep olduğunu
düşünüyor ve;
- Düşünceyi içinde yeşerdiği toplumsal koşullar bütünü içinde anlamlandırmanın gerekliliğine inanıyor, bu çerçevede kapitalizmin tarihselliğinde ısrar ediyor,
- Toplumsal sınıflar başta olmak üzere değer, sermaye birikimi ve bölüşüm gibi Politik Ekonomi kavramlarıyla düşünüyor,
- Tarihin itici gücünün sınıf mücadeleleri olduğunu ve buna açıklayıcı değişken olarak sınıf içi rekabetin de eklenmesi gerektiğini savunuyor,
- Egemen anlayışın yöntemsel dayatmaları karşısında bireyler ve kurumları toplumsallığı bağlamında ele almanın, tarihi teori ile teoriyi de tarih ile incelemenin gerekli olduğunu iddia ediyor,
- Araştırma teknikleri ve araçlarında yaratıcı bir çoğulculuğu benimsiyor,
- İktisadi düşünce tarihi incelemesi ile iktisadi tarihçiliğin birlikte yapılması gerektiğine inanıyoruz.